volkan 的个人资料тυякιѕн ∂єℓιgнт照片日志列表更多 工具 帮助

日志


2月25日

HAYAT NEDİR?

 
 
 
 
 

Hayat çetele tutmak değildir. Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, kiminle evli olduğun demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat, notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da, çalıştığın işler de değildir.

Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak, kabul görmek ya da görmemek de değildir.

HAYAT BUNLAR DEGİLDİR.

Hayat kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk ve şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Neler söylediğin ve ne demek istediğindir , söylediklerinin arkasında durmandır. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.

Her şeyden önemlisi, hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat, bu seçimlerden ibarettir.

BELİRLİ BİR AMAÇ İÇİN BİR ARAYA GELENLER,HEDEFLERİNE KOLAY ULAŞIRLAR.............................

DÖRTŞEY GERİ GELMEZ

 
 
 
 
 
 
 

Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda genç bir bayan uçağına binmek için bekliyordu.
Uçağın hareketine saatler olduğu için bir kitap ve bir paket kurabiye aldı.Dinlenmek ve kitabını okumak için bekleme salonunda bir koltuğa oturdu.Daha sonra yanındaki koltuğa bir adam oturdu dergisini açıp okumaya başladı iki koltuk arasında küçük bir sehpa bulunmaktaydı.Genç kadın kitabını okumaya başladı bu arada sehpanın üzerindeki kurabiyeden bir tane aldı, o esnada yandaki adamda aynı paketten bir kurabiye aldı.Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve: ‘’ SİNİR BİR ŞEY ! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım diye düşündü.
Bayan bir kurabiye alıyor, adamda bir kurabiye alıyordu , çıldıracak gibiydi bayan olay çıkarmak istemiyordu.Nihayet son kurabiye kalınca bayan : ‘’Bu küstah adam şimdi ne yapacak diye düşündü ‘’ ADAM SON KURABİYEYİ ALDI İKİYE BÖLDÜ VE BİR PARÇASINI KADINA UZATTI. Kadın çok öfkelenmişti bu kadarı da fazla artık diye mırıldandı içinden.Kitabını ve diğer eşyalarını alıp sinirli bir şekilde fırtına gibi giriş kapısına oradan da uçağa yöneldi.
Kadın uçaktaki koltuğuna oturdu , gözlüğünü almak için çantasını açtı , birde ne görsün almış olduğu kurabiye paketi hiç açılmamış çantasında duruyordu.Kadın kurabiyeleri çantasına koyduğunu unutmuştu çok utandı büyük bir yanlış yaptığını anladı.
Oysaki adam, kendi kurabiyelerini hiç sinirlenmeden ve yüksünmeden kadınla paylaşmıştı.Kadın ise kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek sinirlenmişti şimdi bu durumu telafi şansı yoktu , özür dileme olanağı da kalmamıştı.

EVET ARKADAŞLAR TELAFİ EDEMEYECEĞİMİZ 4 DURUM VARDIR

1- Taş atıldıktan sonra,
2- Söz ağızdan çıktıktan sonra,
3- Fırsat kaçtıktan sonra ,
4- Zaman geçtik ten sonra

ASLA GERİ GELMEZ
11月29日

Konuşulan konu Nasıl Bir Yalancısınız?

Test_164Hayatında hiç yalan söylememiş olanlar var mıdır bilinmez ama bir çoğumuz başımız sıkışığında durumdan kurtulmak için ufak tefek yalanlara başvurmuşuzdur. Bazıları bu işin piridir, bazıları eline yüzüne bulaştırır, siz hangilerindensiniz? 10 soruya cevap vererek nasıl bir yalancı olduğunuzu öğrenebilirsiniz. Test sonuçları bilimsel açıdan geçerli değildir. teste gitmek icin linki tıklayın.

 

Alıntı

Nasıl Bir Yalancısınız?
Blog’da
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
10月28日

SPACES GELİSTİRME

myspace layouts
Animasyon, karşılama yazısı, background, mause ikonu, ve daha birçok şeyi burada bulabilirsiniz.
 
                                                                                                 TIKLAYIN                                                                                                             
HTML kodları arıyorsanız burayı                  
 
                           TIKLAYIN                                       
 
      Dolls yani küçük bebekler istiyorsanız aşağıdakilerden birini           
                                

                  TIKLAYINIZ.                    
Haber, hava durumu, deprem, piyasa bilgisi, fıkra veya komik bilmece koymak istiyorsanız burayı
                          TIKLAYIN                                   
          Bilgisayarınızdaki resimlere HTML kodları ouşturmak istiyorsanız burayı TIKLAYINIZ.(resiminizi buraya yükleyip çıkan html kodunu şablon düzenleye yapıştırabilirsiniz)
 
 

myspace layouts

myspace layouts

 

myspace layouts

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

10月27日

hala saklı biyerde

y1pNVnlTMYcL6N1OCi95l_PAi-s5ZD5HrwkUIyG5dSgRFYN8k9uyYJ3bs1niHlQWxvy
Hala saklı bir yerde o görmediklerin
Hiç bilmediklerin,
İçimdeki acılar..

Hala kaldı bir yerde..
O hissetmediklerin,
Hiç sezmediklerin,
İçimdeki aşk..

Geçmişi hatırlatır..
Hatırlatır bu yağmurlar..
Bu yağmurlarda kaybetmiştim seni..

Ve karanlığı hatırlatır..
Hatırlatır bu rüzgarlar..
Bu rüzgarlar alıp gitmişti benden seni..

Ve şimdi sokaklar..
Sokaklar yalnızlığa çıkar..
Yıldızlar gökyüzüne..
Gece..
Olunca bişeyler çöker yeryüzüne..
Soğuk ıssız sessizce..

Neden hep..
Pencerede bekleyince daha çabuk..
Gelir sanır o bekleyenler..

Neden o..
Kaldırımlarda yüzlerini göremediğim İnsanlardan biri..
Sanırım seni..

Sen bilmezsin...
Bilmezsin..
Nasıl olur insan..
Nasıl olur aysız gece..
Yalnızken..
Üşüdüğünü sanırsın aniden..
Ağladığını duyarsın birinin..
İçinde hıçkırarak..

Sessizce..


...


Ellerin..
Ellerin..
Ellerin cennetimdi benim..
Gözbebeklerinde kendimi görmek,
İstedim..
İstedim bir sabah..
Güneş doğarken güneşe gülümsemek..
Güneş batarken başımı omzuna dayayıp, kapamak gözlerimi dünyaya..

Kapkaranlık bir gecede..
Saçların ellerimde..
Ay ışığının ışığı..
Yansırken kirpiklerinden..
Yüzüme..

Sabaha kadar..
Yanında uyumak..
İsterdim bir gece...
Bir gece..

Sessizce..

...

Hala saklı bir yerde o..
O hiç görmediklerin,
Hiç bilmediklerin..
İçimdeki acılar..

Hala kaldı bir yerde o..
O hissetmediklerin,
Hiç hiç sezmediklerin,
İçimdeki aşk..
-------------------
-
PARCAL
y1peaoX-c-aq5Tvh0Uw8qa2nAhB70Mvsv7o-8mo0u3Egks4gcKOLnmpohUsShpixIyz
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
10月14日

mutluluk tablosu

2
Evini bir parti sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan,
Birçok arkadaşın var demektir

Faturalarını ödeyebiliyorsan,
Bir işin var demektir.

Pantolonun biraz sıkıyorsa,
Aç kalmıyorsun demektir.

Gölgen seni izliyorsa,
üneş ışığını görüyorsun demektir.

Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan,
ürüyebiliyorsun demektir

Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan,
Konuşma özgürlüğün var demektir

Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan,
Duyuyorsun demektir.

Camları silmen, çatıyı onarman gerekiyorsa,
bir evde yasiyorsun demektir

Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa,
Isınıyorsun demektir

Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa,
Yığınla giyeceğin var demektir

Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa,
aşıyorsun demektir

Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa,
O gün üretici olmuşsun demektir

VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN!
MUTLUSUN DEMEKTİR


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
10月8日

Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?

 

 

ask

İlacın Adı: Aşk
Familya: Sevdaca
Bitki Adı: Aşkus Tadarus
Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler,para,bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre “gözleme” yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.
Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.
Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla “geçimsiz” bir ilaçtır.
Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde “saf” olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.
Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.
Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..
Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..
Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.
İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben
divit, reçeteye yaz beni…:):):)

v4b30g


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İlk iftar topu ne zaman atıldı? İlk şampiyon takım hangisi? İşte Türkiye'deki ilkler:

 

istiklal3yp

 

sirkeci28af

Her şeyin bir ilki vardır.” derler, daha önce yapmadığı bir şeyi denemekten kaçınanlara. İnsanoğlu hayatındaki ilkleri ömrü boyunca unutmaz; ilk oyuncak, ilk hediye, ilk aşk, ilk göz ağrısı... Hepsinin ayrı bir yeri, ayrı bir önemi vardır. İlkler, insan hayatında değerli olduğu gibi milletler için de değerlidir. Kimileri bir milletin kaderinin topyekün değişmesine sebep olmuş, kimilerinin ise sadece ismi ilk olarak kalmıştır. Ne olursa olsun hepsi birer ilktir ve bu özellikleriyle kaydolunmuşlardır tarihin sayfalarına.

Tarihimizin çok eskilere dayandığını hep söyleriz; ama bu büyük tarihin içindeki ilkleri pek bilmeyiz. Dünyanın ilk arabalı vapurunun bir Türk’ün tasarımı olduğu, gecekondu kâbusunun 1945’ten bu yana yaşandığı, ilk resim sergisinin Sultan Abdülaziz Han sayesinde açıldığı, ilk Türkçe dilbilgisi kitabını bir sadrazamın yazdığı, ilk nüfus sayımının 1831’de yapıldığı, ilk kürekçilerimizin güreşçi olduğu, dünyanın ondalık kesirleri bir Türk’ten öğrendiği, ilk futbol maçımızın Bornova’da oynandığı, ülkemizdeki ilk sinema gösteriminin 1896’da yapıldığı bilmediklerimiz ‘ilk’lerdendir mesela. Sadece bilgi yarışmalarında ya da takvim yapraklarında rastlayabildiğimiz bu konuları artık merak ettiğimiz zaman öğrenebileceğiz. Burhan Atan, ‘Tarihimizde İlkler’ (Karma Kitaplar) adlı kitapta; tarih sayfalarında gizli pek çok ilki derlemeye çalışmış. Ayrıntılardan uzak, dipnotlar içermeyen, herhangi bir tasnife gidilmeden yazılan kitapta öncelikli hedef; kısa metinlerle anlaşılır ve kolay okunmasını sağlamak olmuş. Tabii ki tarihimizdeki ilkler sadece bu kitabın içindekilerle sınırlı değil. Bilinen veya bilinmeyen daha pekçok örneği vardır. Zaten Burhan Atan da bu kitabın sadece bir başlangıç olduğunu söylüyor.

Tarihimizdeki bazı ‘ilkler’
Kafa kâğıdımız 1863’ten beri var
Türkiye’de ilk nüfus cüzdanı 1863-64’te yapılan sayımdan sonra verildi. ‘Osmanlı tezkiresi’ denilen bu ‘nüfus hüviyet’ cüzdanları çizgili, düz bir kâğıt belge niteliğindeydi.
Gecekondu rezaleti 1945’ten beri var
Belediyelerden izinsiz, bir gecede kurulup çatılıveren evcikler olan gecekondular, Türkiye’de ilk kez 1945 yılında görüldü.
İlk iftar topu, III. Mustafa döneminde atıldı
İftar ve imsak zamanında Rumelihisarı Muvakkithanesi önünde birer kez top atılması, Sultan III. Mustafa döneminde (1757-1774) uygulanmıştı. Sonraları Yedikule’de de birer kez top atılması âdet oldu.
İlk şampiyon Galatasaray
Tarihimizde ilk Türkiye Kupası karşılaşması şampiyonu Galatasaray futbol takımı. Şampiyonluk karşılaşmalarının sonunda Galatasaray, Fenerbahçe’yi üst üste 2-1, 2-1 yenerek 1962-1963 döneminde ilk kez düzenlenen Türkiye Kupası’nı almıştı.
İlk göz ağrımız ‘Anadol’
Türkiye’de ilk otomobil yapımı 1959 yılında gerçekleşti. İlk Türk otomobili de Anadol markasıyla 1966 yılında satılıp kullanılmaya başlandı. Bundan önce ‘Devrim’ adlı bir otomobil, Eskişehir’de yapılsa da denenip üretiminden vazgeçildi.
1940’tan beri dolmuşa biniyoruz
Türkiye’de dolmuşçuluk ilk kez İstanbul’da 1940-1941 yılında başladı. II. Dünya Savaşı sırasında dışarıdan taşıt alınamayınca İstanbul şoförleri ‘dolmuş’ yoluyla yolcu taşımaya başladı.
1872’den beri grevdeyiz!
Türkiye’de ilk grevler 1872 yılında başladı.
İlk devalüasyon 1946’da
Türkiye’de ilk devalüasyon olayı, 7 Eylül 1946 yılında yaşandı.
Çikolatanın tadı 1924’ten beri damaklarda
Ülkemizde ilk çikolata fabrikası 1924 yılında İstanbul’da çalışmaya başladı. Avrupa’ya ilk kez İspanyollar aracılığıyla giren çikolata, fabrika kurulmadan önce Türkiye’ye dışarıdan gelirdi.
* İlk yerli filmi 1914’te Fuat Uzkınay çekti.
* İlk renkli filmi 1953’te Halıcı Kız adıyla Muhsin Ertuğrul çekti.
* Devletin ilk hazinesini Fatih Sultan Mehmet kurdu.
* Türkiye’nin ilk kadın yazarı Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye’ydi.
* Hesap makinesini 1960’da kullanmaya başladık.
* İlk elçiyi 1417’de Venedik’e gönderdik.
* İlk lokanta 13. yüzyılda Konya’da açıldı.
* 1868’den beri temizlik vergisi veriyoruz.
* İlk dış borcu 1854’te Abdülmecit döneminde aldık.
* İlk gazete Ceride-i Havadis’i, William Churchill çıkardı.
* İlk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval 1860’da yayınlandı.
* Havayolu ulaşımı 1933’te başladı.
* 19 Mayıs, 1939’dan itibaren kutlanmaya başlandı.
* Patates, 17. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’dan geldi.
* Türkiye telefonla 1911’de tanıştı. Kaşar peynir, 1850’lerde yapılmaya başlandı.

 

eskiyenilogoilktakimwp7qt

 

 

9月17日

vatanına sahip çık

5052a21c7a

 

 

HEDEFİMİZ BÜYÜK ATATÜRK'ÜN KURDUĞU TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ , LAİK , DEMOKRATİK VE BİR SOSYAL HUKUK DEVLETİ ÇİZGİSİNDE TUTMAKTIR!!!

 

 

b97f265ea3

 

 

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

 

k2ata

 

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

Dünya'nın En Gizemli 10 Nesnesi

İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hl aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus da son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı...

Geleceği gören harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.
piri_reis_haritas
2000 yıllık pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

Antik çağ bilgisayarı
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.
2_20070922080132
Kristal kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.

Generalin kemer tokası
M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.

1000 yılda yapılan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.
4_20070922080439
Uzaylılar için iniş pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.

Concorde'un atası
M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti.
3_20070922080316
Kayaya gömülü çekiç
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.

Harçsız taş set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.
1_20070922080013
9月11日

sitene tv ekle

Bir web sitesi sahibiyseniz ziyaretçilerinize  canlı yayın hizmeti vermek istiyorsanız alttaki kodlardan birini  sayfanıza  eklemeniz yeterli.yapmanız gereken tek sey asagıdakı kodlardan birini media playera kopyalamak. interneti sınırlı kullananlar için uygun olmayabilir.
 
 
 
 
 
 
profile
 
 
 
 
 
 
 
NUMBER ONE TV:mms://89.149.209.110/TV-numberone                  
KANAL 1:mms://213.74.5.104/k1                                                        
ATV:mms://213.74.5.104/atv?sid=?ashes=234234234                            
SHOW TV:mms://89.149.209.105/TV-ShowTv                                       
 HAKK TV :MMS://66.90.118.66/hakktv                                                
                 
9月5日

renkler ve anlamları

untitledsss

renkler ve anlamları
KIRMIZI:

Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.

İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

YEŞİL:

Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.

SİYAH:

Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.

MAVİ:

Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.

LACİVERT:

Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.

MOR:

Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.

PEMBE:

Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.

SARI:

Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.

BEYAZ:

Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...

KAHVERENGİ:

Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler

 

untitledsscc

 

9月4日

yaratıcı portfolyo calısmaları

Dzineblog sitesinin temmuz ayı içinde belirlediği  yaratıcı photoshop  çalışması ve çal

Image and video hosting by TinyPic

ışmayı hazırlayan kişilerin web siteleri aşağıda listelenmiştir. photoshopla ugrasan kişilere ilham kaynagı olur belki.. isimlere tıklayıp adreslerine gidebilirsiniz.

Image and video hosting by TinyPic

 

adam spizak

  untitledgf

 

untitledxc

christopher haines

 

untitled1untitled2

mike campau

22untitled

wecanly

untitledfdduntitledfff

marian rupp

asuntitleda

joao oliveira

 

                                                            ccuntitledc

 

 

 

8月9日

GÜLMEK

Image and video hosting by TinyPic

 

Ağlamamak için her şeye gülerim.
  • Ağlamanın elbet gülmesi vardır. Katibi
  • Çok gülenin heybeti azalır. Hz. Ömer r.a.
  • Eğer benim bildiğimi siz bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız. Hadis-i Şerif
  • Güler yüz altın anahtardır. Maculay
  • Gülerek isyan eden, ağlayarak Cehennemde yanar. İbn-i Abbas
  • Gülerseniz, dünya da güler. Ağlarsanız, yalnız ağlarsınız. Elia W. Witcox
  • Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.  Konfüçyüs
  • Gülme iki insan arasındaki en kısa mesafedir. Victor Borges
  • Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer. Tolstoy
  • Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyiniz. Dale Carnegie
  • İnsan güldüğü kadar insandır. Moliere
  • İnsan tebessümle, gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Lord Bryon
  • İnsanlar için en güzel hediye, hiçbir masrafa ihtiyaç göstermeyen tatlı bir gülümseyiştir. Hz. Süleyman (a.s)
  • İnsanların bazen neye güldüklerini anlamam.Beaumarchais

     

    36JYwPFZ238538-02..

  • 8月6日

    sevgi nedir?

    Sevgi Nedir ?

    Image and video hosting by TinyPic

    Sevgi doğuş
    Sevgi oluş
    Sevgi duruş
    Sevgi hasret
    Sevgi özlemdir
    Sevgi umut
    Sevgi çare
    Sevgi ölüm
    Sevgi kalım

     

    Sevgi isyandır
    Sevgi barış
    Sevgi yarış
    Sevgi ermek
    Sevgi Yunustur
    Sevgi Mevlana
    Sevgi Fuzuli
    Sevgi Nesimi
    Sevgi Ali
    Sevgi Osman’dır
    Sevgi Leyla
    Sevgi Mecnun
    Sevgi Ferhat
    Sevgi Şirin’dir
    Sevgi duygu
    Sevgi tutku

    7e95

    Sevgi utku
    Sevgi hikemdir
    Sevgi insan
    Sevgi kan
    Sevgi damar
    Sevgi fikirdir
    Sevgi feda
    Sevgi vefa
    Sevgi yalnız
    Sevgi doğruluktur
    Sevgi vuslat
    Sevgi hicret
    Sevgi gurbet
    Sevgi çöl
    Sevgi yolculuktur
    Sevgi yürek
    Sevgi İbrahim

    131O

    Sevgi yakan
    Sevgi ateştir
    Sevgi türkü
    Sevgi şarkı
    Sevgi beste
    Sevgi şiirdir
    Sevgi kalem
    Sevgi selam
    Sevgi barış
    Sevgi esenliktir
    Sevgi çiğdem
    Sevgi menekşe
    Sevgi sümbül
    Sevgi gonca
    Sevgi güldür
    Sevgi eylül
    Sevgi hazan

    Sevgi hicran
    Sevgi hüzündür
    Sevgi diriliş  

    Image and video hosting by TinyPic


    Sevgi bahar
    Sevgi tomurcuk
    Sevgi kelebek
    Sevgi çiçektir
    Sevgi damla
    Sevgi su
    Sevgi yağmur
    Sevgi rahmettir
    Sevgi dağ
    Sevgi deniz
    Sevgi öteler
    Sevgi evrendir

    SEVGİ HERŞEYDİR

    Image and video hosting by TinyPic

    Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

     ..

    8月5日

    lise

     

    3BA2F6C05819E2A5D510F36A32C67[1]

     Bazı şeyler vardır hayatımızda. Yaşamın bir parçasıdır ama biz onların farkına bile varamayız. Ta ki elimizden uçup gideceğini, kaybedeceğimizi anlayana kadar. Okul da öyleymiş, ama biraz geç anladık.
              Her sabah gün ısınırken kalkmak, kışın soğukta titremek, yazın güneşte terlemek, birbiri ardına gelen sözlülere yazılılara ve ödevlere hazırlanmak ne de zor geliyordu. Bir bitse de kurtulsak derdik. İşte bitiyor. Ama biten yalnız okul değil içimizden de bir şeyler bitiyor. Sanki alıştığımız ve her an yaşadığımız bir şeyler bitiyor... bitiyor. Üstüne bazen şarkı bazen de kopya yazdığımız sıralar bitiyor. Sözlülerde önünde ecel terleri döktüğümüz, birbirimizin resmini çizdiğimiz o tahta bitiyor. Maç sonraları okulu yıkarcasına yaptığımız tezahüratlar bitiyor. Yazılılarda ki o kaçamak fısıltılar bitiyor. Omuz omuza gülüp ağladığımız can gibi, tek yürek, tek bilek, tek vücut olduğumuz arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz bitiyor.
              Geriye dönüp baktığınızda elinde olmadan insanın gözleri doluyor. Sanki gırtlağına bir şey düğümleniveriyor. Bir şeyler söylemek istiyor ama olmuyor, söyleyemiyor işte. Tıpkı şairin dediği gibi "Anlatılmıyor... anlatılmıyor" bir damla yaş, bir damla özlem sadece. Hepsi bu.
              Her şeye, çatışmalara, kavgalara, küskünlüklere rağmen bu üç yıl hayatımızın en güzel yılları olmuştur. Zaten lise yılları bir insanın ömründe geçirdiği en güzel yıllarıdır ve bu böyle devam edecektir. Yaşanmış en güzel yılları olacaktır.
              Unutmamak, unutulmamak ve unutturmamak dileğiyle